ÖĞRENMEYİ SEVMEK

İnsanlara bilhassa öğrencilere öğrenmek zor gelir. Eğer bir de mecburiyet varsa demeyin gitsin.

Okul öncesi eğitim ne kadar önemliyse okuldaki eğitim ve öğretim de bireyi hayata hazırlamada o kadar önemidir. Fakat…….

Fakat diyorum,  çünkü okuldaki öğrenme aktiviteleri bireye mecburiyetmiş gibi gelir. Doğrudur, o bilgileri öğrenmeden veya bir şekilde bu bilgileri yazılı kağıdına aktarmadan sınıfınızı geçemezsiniz J

Öğrenme sıkıntısı diye bir problem başlar burada. Öğrenmek sıkıcıdır, zaman alır, emek ister, kafa yormak gerekir, her zaman istediğiniz sonucu alamazsınız, sorumluluk ister..

Gelin sizinle bir oyun oynayalım: Öğrenme eyleminden zevk alalım, hoşumuza gitsin, eğlenelim. Nasıl mı? Ben de bilmiyorum ama beraber beyin fırtınası oluşturalım yazdıklarımı okuyun ve siz de fikirlerinizi bana ulaştırın.

İlk önce mesleğinizi sevmeyi deneyin, seviyorsanız sorun yok. Sonra öğrenmeyi büyük bir çöl’den geçerken yanınıza aldığınız su stoğu olarak hissedin. Ya hepsini kullanırsın ya yetmez ya da çok azını kullanırsın. Ama unutma artsın veya artmasın o su seni bir sonraki vahaya ulaştırır.

Bilgiyi öğrenirken sorgulamalıyız kendimizi. Niye öğreniyoruz, nerelerde kullanabiliriz bu bilgileri diye. Öğretmenlerimiz bu konuda bize yardımcı olacaktır.

Öğretmenleri atladım kusura bakmayın. Öğretmenler öğrenmemizdeki en etkili kişilerdir. Bizlere rehberlik ederler. Bu şunu ispat eder: Öğrenme tek başına bir etkinlik değildir. Etki tepki olayıdır. Öğrenirsin ve yorum yaparsın. Yorumlayabiliyorsan öğrenirsin. Sorgulayabiliyorsan öğrenirsin. Öğretmenle konuşursan öğrenirsin. Ev de tekrarlarını yaparsan öğrenirsin. Ödevlerini yaparsan öğrenirsin. Anlamadığın kısımları öğretmenine sorarsan öğrenirsin.

Unutmayın soru sorabiliyorsan öğrenmeye başlamışsındır.

Denemesi bedava. DENE VE GÖR