DÜNYA FİZİK YILI KUTLANIYOR

BİZDE KUTLAMALAR NASIL GİDİYOR !!!

 

BM Genel Kurulu’nun 10 Haziran 2004 tarihinde aldığı kararla ve Avrupa Fizik Derneği önderliğinde 2005 Yılı UNESCO tarafından “Uluslararası Fizik Yılı” ilan edilmiştir. Amaç, fiziğin, günlük yaşantımızdaki önemini vurgulamak, bu konuda toplumu bilinçlendirmektir .

Bu çerçevede bir çok ülkede çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Türkiye’de de bazı üniversitelerin ve Türk Fizik Derneğinin yaptığı ve yapacağı konferans ve seminerler bulunmaktadır. 2005 yılının Fizik yılı olmasının iki nedeni var. Birincisi Einstein’ın Görelilik Teoremini yayınladığı 1905 yılının üzerinden yüzyıl, ölüm yılı olan 1955 yılından da elli yıl geçmesi.

 

 

 

 

 

Einstein’ ın adını duymayanımız yoktur sanırım ama biz yaşamı ile ilgili kronolojik bir sıralama yapalım.

 


 

1879…..  14 Mart Almanya’nın Ulm kentinde doğdu.

1900…..  Okulu sevmemesine karşın ikincilikle bitirdi.

1905…..  Görelilik Teoremini yayımladı. Işığın hem dalga hem de parçacık özelliğinin       olduğunu açıkladı.

1910…..   Nobel Fizik Ödülüne aday oldu.

1915…..   Kütle Çekim Kuramı Genel Görelilik kuramını tamamladı. Zamanın, evrenin farklı noktalarında farklı hızlarla aktığını, zamanın değişken bir olgu olduğunu işaret etti.

1916…..   İlk kez kara deliklerden söz etti.

1922…..   Nobel Fizik Ödülünü aldı. Yerçekimi ve elektro manyetiği kapsayan Birleşik Alanlar hakkında makale yazdı.

1933…..   Naziler iktidara gelince baskılardan bunalarak ABD’ye yerleşti.

1934….  Atomu parçalamak ( E=mc2 ) için henüz erken olduğunu söyledi.

1938…..  Alman bilim adamları Einstein’ı yanıltarak Uranyum atomunu parçaladılar.

1939….   Einstein ABD başkanı Roosevelt’e mektup yazarak Nazilerin atom bombası yapabileceğini söyledi.

1943…..   Amerikan ordusu Einstein’ı danışman olarak aldı.

1952…..   İsrail Cumhurbaşkanı olması teklif edildi. İsrail’in politik tutumunu beğenmediği için bu teklifi reddetti.

1955…..   18 Nisan’ da, 76 yaşında, Princeton’da hastanede hayatını kaybetti. Cesedi yakıldı, yakılmadan önce beyni incelenmek üzere çıkartıldı. Beyni normal bir insanın beyninden yaklaşık % 12 daha hafif ve düşünce için gerekli sinirlerin normalden daha fazla olduğu anlaşıldı.

(sozdemir@gazete vatan.com)

 

 

                                           E = m . c    

Burada E parçacığın enerjisi, m kütlesi ve c evrensel sabit olan ışık hızıdır.

 

Bu denklem ışığın hızının çok büyük olması nedeniyle her parçacığın çok fazla enerjisi olduğunu söylüyor. İşte bu yüzden Görelilik ilkesi fizik açısından çok önemli oldu. Her şey ve herkes için görelilik ilkesi geçerliyse, o zaman teori kendi içinde uyumludur. Yüksek hızlarla giderken sadece saatler yavaşlamaz, aynı zamanda canlı veya cansız bütün süreçler ışık hızına yakalaştığında teorinin ön gördüğü şekilde davranır. İnsan kalbi biyolojik bir saattir, dolayısıyla ışık hızına yakın bir hızdan hareket eden bir uzay gemisinde Dünya’dakine göre daha yavaş çalışacaktır. Bu garip durum Einstein tarafından ortaya koyulan ve “ikizler paradoksu” olarak bilinen olaya yol açar. Bu paradoksa göre tek yumurta ikizlerinden Dünya’da kalanı ile ışık hızına yakın bir hızda seyahat edeni farklı hızda yaşlanır. İkizlerden uzay aracında olanı, yani aracın motorunun ivmesini hissedeni, diğerinden genç kalır. Diğerinin Dünya’nın çekim alanını hissetmesi olayı genel görelilik ilkesi kapsamında ele alınmalıdır. Bununla birlikte ikizlerden hiçbiri içinde bulunduğu laboratuarın mutlak hızını hesaplayamaz. Bunun gibi üzerinde düşüneceğiniz ve yorum yapabileceğiniz kuramları da araştırıp, tartışabiliriz.

 

Gelişmenin, eğitimin göstergesi: gençliğimizin (hatta yetişkinlerimizin) nelerle ve nasıl ilgilendiğidir. Ne yazık ki biz hala çocuklarımızı zorunlu olan ilköğretimden bile tam kapasite yararlandıramıyoruz. Eğitim herkes için özellikle de kız çocuklarımız için çok önemli. Çünkü çocuklarımızı hayata hazırlayacak olan ve topumun dinamiği aslında kadınlardır.Biz bu şansı yakaladığımız için çok şanslıyız. Hiç düşündünüz mü? Ya okutulmasaydık ya da siz okutulmasaydınız….

Onun için şımarmadan, özveri ile elinize gelen olanakları kullanmalı ve bilime sanata gereken önemi vermelisiniz tabii geçmişini unutmayarak, kızmadan, sevgiyle, saygıyla…

 

“ Eğer ödenecek bir bedel yoksa, bir değer de yoktur. “ Einstein.

Einstein ne güzel anlatıyor emek olmadan hiçbir gelişme olamayacağını. Her şeyin bir bedeli var. Başarı için önce inanmak sonra da elinden geleni yapmak gerekiyor. Aslında Fizik  Matematik  gibi pozitif bilimleri algılamak diğer bilimlere göre daha kolay. Yeter ki yeterince istek ve heves olsun. Yapamayacağım önyargısı olmasın.

Einstein’ın sözüyle bitirelim. “ Ne hazin bir çağda yaşıyoruz, bir önyargıyı ortadan kaldırmak atomu parçalamaktan daha güç.” Önyargısız, bilinçli bir toplum dileğiyle…..